Türkmenlerle İttifakın İran’da Demokrasinin Tesisindeki Rolü
İran’da demokrasinin tesis edilmesi, ülkenin çok uluslu gerçekliği ciddiyetle dikkate alınmadan mümkün değildir. İran, her biri kendine özgü tarihî, dilsel ve kültürel kimliğe sahip çeşitli milletlerin bir arada yaşadığı bir ülkedir. Bu çerçevede Türkmen milletiyle kurulacak bir ittifak, demokratik bir düzenin oluşmasında önemli ve belirleyici bir rol oynayabilir; ancak bu ittifakın gerçek, bilinçli ve eşitlik temelinde olması, geçici ya da araçsal bir nitelik taşımaması şarttır.
Türkmen milleti, İran’da yaşayan diğer birçok millet gibi, uzun yıllar boyunca ayrımcılık, siyasal dışlanma ve merkezi iktidara karşı güvensizlik deneyimi yaşamıştır. 1979 Devrimi sonrasında taleplerin bastırılması, kültürel ve dilsel hakların göz ardı edilmesi ve Türkmen bölgelerinin yapısal olarak geri bırakılması, yukarıdan dayatılan “ulusal” projelere duyulan güveni ciddi biçimde zedelemiştir. Bu nedenle Türkmenlerle ittifak ancak onların eşit yurttaşlık ve kolektif haklarının tam olarak tanınmasına dayanırsa anlam kazanacaktır.
Demokrasi, dışlayıcı, merkezci ve tek kültürlü bir milliyetçilik anlayışıyla bağdaşmaz. Eğer Türkmen milletiyle ittifak, herkesin baskın bir kimlik içinde erimesi anlamına geliyorsa, böyle bir birliktelik ne kalıcı olur ne de demokratik. Buna karşılık, geleceğin İran’ı farklılıkların kabulü, kimlik çeşitliliğine saygı ve tüm milletlerin gerçek katılımı üzerine inşa edilirse, Türkmenler demokrasi sürecinin etkin ve güçlü aktörleri hâline gelebilir.
Bu yolda en ciddi engellerden biri, Fars olmayan milletlerin taleplerine yönelik güvenlikçi yaklaşımdır. Devlet yıllardır Türkmen milletinin meşru taleplerini “ayrılıkçılık” gibi etiketlerle bastırmıştır. Eğer demokrasi yanlısı güçler de bilinçli ya da bilinçsiz şekilde bu yaklaşımı yeniden üretirse, gerçek bir ittifakın zemini ortadan kalkacaktır. Demokrasi; diyalog, güven inşası ve ortak bir çerçeve içinde kendi kaderini tayin hakkının tanınmasını gerektirir.
Son olarak vurgulamak gerekir ki Türkmen milletiyle ittifak ancak açık ve net bir siyasal proje çerçevesinde demokrasiye katkı sağlayabilir; bu proje yalnızca iktidardaki yüzlerin değişmesini değil, güç yapısının yeniden tanımlanmasını, yeni bir anayasanın hazırlanmasını, milletlerin haklarının güvence altına alınmasını ve gerçek bir yerinden yönetim modeline geçişi hedeflemelidir. Ayrıca bu süreçte Türkmen milletinin gerçek ve güvenilir temsilcilerinin yer alması, başarının temel şartlarından biridir.
Sonuç olarak denilebilir ki İran’da demokrasi ya çok uluslu, katılımcı ve adil bir proje olarak hayata geçecektir ya da hiç gerçekleşmeyecektir. Türkmen milletiyle ittifak bu projenin kenarında değil, tam merkezindedir.